23 ay bitti biraz emme sıklığını azaltalım dedik.Fena mı dedim hala manda gibi sütüm var, uykuya da açım.Durum bundan ibaret.Geleneksel usulleri denemek yada ilaç kullanımını istemediğimden kendi kendine unutuncaya kadar emzirmeye devam dedim, ama bu aralar sütün miktarı azalınca benim oğlan zıvanadan çıktı.Azalmasına bile tahammülü yok efenin.Gece perişanız bir türlü uykuya dalamıyor.Dönüp dönüp emmek istiyor. Hafta sonu pes artık dedim analarımız ne yaptıysa onu yapcam,salçayı sürdüm mememe.Şimdiki çocuklar çok mantıklı ne yaptı biliyormusunuz? ''siiill siiil '' diye ağladı, ıslak mendili gösterdi bana:))yani tiksinmek falan yok yani:))
Haziran 29, 2015
Mayıs 11, 2015
Anneler Günü de Geçti..
Yazmak için Anneler Gününün geçmesini bekledim.Bir başka huzursuz oldum ben bu yıl.Geçen sene oğlım 09 aylıktı şimdi 21 aylık.Henüz boynuma atılıp seni seviyorum annecim diyemediği için mi? yoksa reklamlarla annelerin kıymetli ve hediye almaya değer insanlar olduğu mesajı verilirken,çocuk ve eşleri hediye almaya biryerde zorladıkları için mi anlamadım.Kendimi çok kıymetli hissetmedim,sanki biri yarın çıkıp bir yıllık emeğinin karşılığını dün verdik ya, daha ne huysuzlanıyorsun deyiverecek gibi.Çok klişe olacak belki ama ,ben anne olduğum için , her an şükrediyorum,evladımı bana verip ,hayata dair yepyeni deneyimler kazanmamı sağladığı için,bu deneyimlerle kendimi geliştirme imkanı bulduğum için,daha çok olgunlaştığım için Allah 'a binlerce kez şükrediyorum.Ve bebeğimdeki her gelişme,öğrenme belirtisi,olumlu davranış .. bunların hepsi benim hergün birçokkez aldığım anneler günü hediyelerim...
Mayıs 09, 2015
Bebegimin gelecekteki öğretmenine şunları söylemek isterdim..
Biliyorum herkezin yavrusu kıymetli,kimse evladını kötü ellere bırakmak istemez.Evlatlarimizi nasil bir dunyanin bekledigini gormemek icin haberleri izleyemiyorum artık.O kadar uzuluyorum ki insanligin donustugu hale,insanlarin acimasizliklarina ,birbirlerine ve dogaya yaptiklarina inanamiyorum.Dunyanin iyi yetismis cocuklara ihtiyaci var ve burada annelere ve siz ogretmenlere buyuk isler dusuyor.
Biz yetiskinlerin bile cogu zaman kayboldugu,yasama hevesini ,anlamini kaybettigi,sacmaladigi bu dunyada onun bilerek veya bilmeyerek yaptigi hatalar olabilir.Bu hatalara ya da davranislara şuan 21 aylık olmasına rağmen sabir gostermek bazen benim icin bile zor iken,etrafinda bir cocuk ordusu bulunan siz ogretmenlerin isleri gercekten cok zor.O yuzden herkez ogretmen olamiyor ,olsalar da mutlu olamiyor.O yuzden ogretmenlik kutsal meslekler arasinda.
Onlari hamur gibi dusunun ve sevgiyle yogurun.Siz onlara sevginizi hissettirirseniz karsiligini hepimiz aliriz.Daha 21 aylık olmasına rağmen öfkeye öfke ile cevap veriyor. Yani onlar bizim aynalarımız, biz ne isek onlar da o. Ve siz hiç mi haylazlık yapmadınız okulda, şarkılara bile konu olmuş hiç mi okulu asmadınız icabında. Gençlik bu herşeyi yapabilirler. O kadar açıklar ki hata yapmaya o yüzden rol modelleri çok önemli. Hızlı ,itinasız ,kaba reflekslerle onları ürkütmememiz lazım ki öç alma isteği uyanmasın. Nasılsa kötüymüşüm hissini bir yakalarlarsa ,hakkını vermek için ellerinden geleni yaparlar. Sakın işe yaramaz, tembel, haylaz sıfatlarıyla onları kalıplara sokmayın .Hep bulunduğu noktanın bir üstüne çıkmaya cesaretlendirin.Uzun lafın kısası sayın hocam, evladımı koşulsuz sevgiyle ve bireyselliğine ,gelişimine saygı duyarak yetiştirmenizi rica ediyorum sizden.
....
Annelik beni çok değiştirdi arkadaşlar . Şimdiden okul zamanlarını düşünür oldum.Etrafımdaki gençleri görünce ürkmeye de başladım açıkçası.Bizler ne güzel çocuklarmışız.
Nisan 30, 2015
DOĞUMDAN SONRA 25 KİLOYU NASIL VERDİM
Biz kadınların kiloyla dertleri hiç bitmez.Diyetler,egzersizler,karpuz diyeti,su diyeti, kiraz diyeti ,o diyeti ,bu diyeti....Benim hiçbir zaman böyle bir problemim olmadı,en fazla 63 kiloya çıktım,hayatta diyet nedir bilmem,ekmek kısıtlamak gibi bir huyum da yoktur,buna rağmen 50kg ve civarında dolaştım durdum.Taa ki hamileliğe kadar.Doğuma 84 kiloyla girdim.Benim için 84 kiloyla hareket etmek ,sırtında bir fil yavrusu taşımak gibi birşeydi.Merdiven çıkmak ,inmek,o kadar zordu ki,doğumdan sağ çıkamayacağımı bile düşünmeye başlamıştım.Öğleden sonra biryere davetliysem sabahtan çıkmam gerekiyordu yola.Bacaklarımı kaldırarak değil yanlardan dolaştırarak adım atabiliyordum ,yengeç gibi ,gitmek istediğim noktanın ,önce çevresinde dolaşmam gerekiyordu:)))Düşündükçe kötü oluyorum.Bunları 84 kilonun beni nekadar etkilediğini anlamanız için yazıyorum ,çünkü gebelik için çıkılabilecek sınırlardan gibi görünse de,beni inanılmaz zorlayan bir kiloydu.Hayatımda ilk defa kilolar beni kaygılandırdı,Velhasılkelam doğurduk.Sütüm dördüncü günde bebeğimi besleyecek kadar çok gelmeye başladı,Ve beşinci gün aynanın önünden geçerken belimin ve sırtımın şekillenmeye başladığını gördüm.İnanılmaz birşey değil mi emzirmek ilk günde bile etkisini gösterdi.İlk günler emzirince içim çok kıyılırdı her emzirme sonrası ceviz ,badem,fındık fıstık gibi besin değeri ve kalorisi yüksek kuruyemişleri bile hiç çekinmeden yedim.Çünkü,ilk altı ay sadece anne sütü verecektim ve sütümün kaliteli olması için beslenmeme dikkat etmeliydim.İlk altı ay anne sütü benim için inanılmaz bir rahatlıkdı ve bebeğim çok güzel gelişiyordu.Oğlum 1.5 yaşına gelene kadar günde 2 lt su tüketmek ve sık sık emzirmek dışında hiçbirşey yapmadım,beslenmeme dikkat bile etmedim ,1,5 sene sonunda 58 kiloydum,öğle sağmalarını bırakınca sadece öğle yemeklerinde ekmeği azalttım.ve hala 58 kiloyla 2. yaşımıza girmek üzereyiz.
Özetlersek;
Özetlersek;
- Zaten emzirme dönemi ,özellikle ilk 6 ay diyet yapmak için uygun değil,aksine daha kaliteli , az az , sık sık besleneceğiniz bir dönem.
- Bebeğinizi aşkla,hevesle ilk 6 ay sadece anne sütüyle beslemeniz, bebek için olduğu kadar sizin için de çok önemli.Hem doğum sonrasında erken emzirmeye başlamak ,annenin rahim kaslarını uyarıp kanama miktarını azaltıyor ,yani kan kaybını önlüyor,yani hayatınızı kurtarıyor.Hem de biliyorsunuz ki emziren annelerde kanser oranı daha az görülüyor.
- İlk 9 ayı bitirdikten sonra artık diyet değilde (çünkü öncelik yine anne sütünün kalitesi benim için) ,kendinize küçük kurallar koyabilirsiniz ,suyu artırmak gibi.Ancak bu kuralları da çok abartmamakta fayda var,çünkü 9. aydan sonra artık bebekler hareketlendiği için sizinde hareketlenmeniz gerekecek ,öğünler de bebeğinizi beslemeye çalışırken yalap şap olmaya başladı mı alın size kilo kaybı.
Nisan 25, 2015
O benim dünyam...
Size de olur mu,birsey söylersiniz ve karşınızdakilerin yanlış anladığını bakışlarından anlarsınız.Eskiden boyle durumlarda anlatmak istedigim seyi karsimdaki insan anlayana kadar ugrasir dururdum.Inanilmaz bir enerji kaybi ve malesef sonucsuz bir caba.Ustelik uyandirdiginiz guvenilmezlik hissi de cabasi.Anne olduktan sonra ,artik cok kiymetli enerjimin son damlasina kadar bebegime harcanmasi gerektigi inanciyla beraber,insanlara aciklama yapmaktan vazgectim.Kirdigim potlari bile toplamaya ugrasmaz oldum;))Gaflar da havada ucuyor ,sozum meclisden disarilar,pardonlar taze tukendi.
Gelelim asil konuya,oglumun dogumundan sonra kendimi,arkadaslarimi,ailemi hatta hayati ihmal ettigim dogrudur.Oglumu biryere goturunce ilk olarak risk analizi yaparim.Etrafi hizla tarar kaldirilmasi gereken zararli olabilecek objeleri kaldiririm.Ya da oglumun zaafi oldugunu bildigim ev sahibi icin onemli olan seyleri kaldirmasini soylerim.Bu durum cok dikkat cekmeye besladi sanirim birak oynasin demeye basladilar. Birakamam cunku o bana Allah in emaneti minicik bir melek..Gecenlerde parka goturdum kaydiragin icine bende girdim.Iyikide girmisim sise kiriklari vardi.Parklarda kumlarin ici de cam kiriklari dolu.Birakayim oynasin oyle mi?kusura bakmayin cok muhabbet ettim insanlarla artik sohbet zamani degil .Gereksiz pimpirik yaptigimifazla korumaci oldugumu hissettiriyorlar.Evet rahat degilim ama takintili da degilim.Neymis cok steril buyutuyor musum ,bagisiklik sisemi gelismezmismismismis.Birkere benim hastaliklar konusunda felsefem su;cocuklukta gorulen bulasici hastaliklari erken donemde atlatmasi daha iyi.cunku bircok bulasici hastalik ilerleyen yaslarda tehlikeli oluyor.Yetiskinlikte gecirilen kizamik hayati tehlikeler acabilir ornegin.Ancak bir usye ,,gribal enfejsiyonlar ve diger viral enfeksiyonlardan kkorurum cocugumu.Gereksiz ilac kullanmamak icin bile korurum.Onlari zaten mevsimsel gecislerde gecirmesi olagan.Ama insandan insana bulasan solunum sisteminin hastaliklarina karsi tedbirli olmakta fayda var.
Yani basta bahsettigim konu,bebegimle ilgili konularda kulaklarimi ,beni elestirenlere kapattim.Bilimsel verileri bile kendime ve bebegime gore ozgun uayarlayan ben ,seni mi dinleyecegim hatce;))Herzamann bebeklerin ozgun varliklar oldugunu genellemeri uygularken duruma ve bebege gore yorumlamak gerektigini dusunurum..Karsilastigimiz her bilgiyi direkt degil kendize ve bebegimizin donemsel duyarliliklarina gore ihtiyacimiz olan kismini kullanarak uygulamaliyiz derim ben.umarsizca
SEVGİLER...
Gelelim asil konuya,oglumun dogumundan sonra kendimi,arkadaslarimi,ailemi hatta hayati ihmal ettigim dogrudur.Oglumu biryere goturunce ilk olarak risk analizi yaparim.Etrafi hizla tarar kaldirilmasi gereken zararli olabilecek objeleri kaldiririm.Ya da oglumun zaafi oldugunu bildigim ev sahibi icin onemli olan seyleri kaldirmasini soylerim.Bu durum cok dikkat cekmeye besladi sanirim birak oynasin demeye basladilar. Birakamam cunku o bana Allah in emaneti minicik bir melek..Gecenlerde parka goturdum kaydiragin icine bende girdim.Iyikide girmisim sise kiriklari vardi.Parklarda kumlarin ici de cam kiriklari dolu.Birakayim oynasin oyle mi?kusura bakmayin cok muhabbet ettim insanlarla artik sohbet zamani degil .Gereksiz pimpirik yaptigimifazla korumaci oldugumu hissettiriyorlar.Evet rahat degilim ama takintili da degilim.Neymis cok steril buyutuyor musum ,bagisiklik sisemi gelismezmismismismis.Birkere benim hastaliklar konusunda felsefem su;cocuklukta gorulen bulasici hastaliklari erken donemde atlatmasi daha iyi.cunku bircok bulasici hastalik ilerleyen yaslarda tehlikeli oluyor.Yetiskinlikte gecirilen kizamik hayati tehlikeler acabilir ornegin.Ancak bir usye ,,gribal enfejsiyonlar ve diger viral enfeksiyonlardan kkorurum cocugumu.Gereksiz ilac kullanmamak icin bile korurum.Onlari zaten mevsimsel gecislerde gecirmesi olagan.Ama insandan insana bulasan solunum sisteminin hastaliklarina karsi tedbirli olmakta fayda var.
Yani basta bahsettigim konu,bebegimle ilgili konularda kulaklarimi ,beni elestirenlere kapattim.Bilimsel verileri bile kendime ve bebegime gore ozgun uayarlayan ben ,seni mi dinleyecegim hatce;))Herzamann bebeklerin ozgun varliklar oldugunu genellemeri uygularken duruma ve bebege gore yorumlamak gerektigini dusunurum..Karsilastigimiz her bilgiyi direkt degil kendize ve bebegimizin donemsel duyarliliklarina gore ihtiyacimiz olan kismini kullanarak uygulamaliyiz derim ben.umarsizca
SEVGİLER...
Nisan 20, 2015
ÇOCUK DEMEK GELECEK DEMEK,UMUT DEMEK...
Çocuklar söz konusu olunca akan sular duruyor durmalı da, hayat da durmalı,herkes oturup düşünmeli.Anne olmadan önce çocuklarla ilgili haberler içimi acıtırdı sadece, şimdi hepsi yüreğime ok gibi saplanıyor.Günlerce o çocukları rüyamda görüyorum,seslerini duyuyorum.Onlar bize masumiyetimizi hatırlatan melekler...Mümkün olduğunca travmalardan uzak olmalı,mutluluğu,başarıyı ,sukuneti deneyimlemeliler.Sağlıklı bir toplumun temelini oluşturan sağlıklı bireyler için bu elzem...
Peki ya içerdekiler...İçeridede çocuklar var değil mi?Anne babalerının kaderlerinin,günahlarının sorumluluğunu alan ,onlara çocukluklarını,yani en kıymetli zamanlarını veren çocuklar.
Neyse ki umut veren projeler hala var..
“ İçerdeki Çocuklara” Anaokulu
Anneleri
cezaevinde olduğu için, parmaklıklar arasında yaşamak zorunda kalan 0-6 yaş
arası cezaevi çocuklarının oyun ve eğitim imkanlarının iyileştirilmesi için “İçerde
çocuk var” adıyla bir sosyal proje başlatıldı.
Projeyle Türkiye
genelindeki 7 kadın ceza infaz
kurumundaki anaokullarının iyileştirilmesi amaçlanıyor. Projenin ilk adımı Adalet Bakanlığı’nın izni ve
işbirliğiyle İstanbul Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu’nda atıldı.
Çeşitli meslek
gruplarından 24 duyarlı vatandaşın gönüllü olarak yola çıkıp, Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük
Vakfı ile bir araya gelerek başlattığı İçerde Çocuk Var adlı projenin
amacı, cezaevlerinde, annelerinin hem
yatağını hem de kaderini paylaşan miniklerin
hayatına dokunarak geleceklerine katkıda bulunmak. Proje,cezaevi çocuklarına öğrenebilecekleri,
eğlenebilecekleri eksiksiz bir anaokulu ortamı oluşturmak, yeşil alanlar
yaratarak doğayla tanışmalarını sağlamak, gelişimlerine uygun yemek
hazırlanabilecek mutfak inşa etmek ve dış mekan oyun alanı kurarak cezaevi
içinde özgür bir yaşam alanı yaratmayı hedefliyor.
İstanbul
Bakırköy Cezaevi’nde başlayacak proje
kapsamında, mahkum annelerinin kaderini yaşamak zorunda kalan cezaevlerinin
masum çocukları için kaynak bulmak amacıyla çeşitli etkinlikler ve kampanyalar
yapılacak. Ayrıca, İstanbul Valiliği’nin izniyle alınan 4528’e gönderilecek SMS’ler ve banka hesap numarasına yapılacak
bağışlarla kampanyaya gelir sağlanacak. Böylece, mevcut anaokullarının iyileştirilmesi ve anaokulu bulunmayan kadın
cezaevlerinde de yeni ana okullarının yapılmasında kullanılacak. Hedeflenen anaokullarının
çocuklara kazandırılmasından sonra ise proje,
cezaevi çocuklarının dışarıdaki yaşıtları ile eşdeğer eğitim şansına sahip olmalarını sağlamak ve cezaevi yaşam koşullarının iyileştirilmesi için devam edecek.
İlk adım İstanbul’ da
Türkiye’deki
7 tane kadın ceza infaz kurumunda yaklaşık 5 bin kadın mahkum var. Bunlardan 370 Kadın mahkum, 0-6
yaş arası çocuklarını kendi yatağında yatırarak cezaevinde büyütüyor. Örneğin, İstanbul Bakırköy Kadın Cezaevi’nde mahkum anneleriyle
cezaevinde yaşayan 0-6 yaş arası 53
çocuk var. Bakırköy Cezaevi’ndeki çocukların bir kreşi var ancak bu kreşin de
iyileştirilmesi, eğitici oyuncak ve kitaplarla yeniden elden geçirilmesi
gerekiyor. Projenin ilk adımı da Adalet Bakanlığı’nın izni ve işbirliğiyle
Bakırköy Cezaevi’nde atılacak.
Oyuncak ve oyun arkadaşları yok
Cezaevinde
doğan ya da annelerinin kucağında parmaklıklar arkasına gelen, cezaevlerinin
masum çocukları, hayatlarının en önemli evrelerini yaşıtlarının sahip olduğu birçok
şeyden yoksun, olumsuz koşullarda geçiriyor. Oyun oynama ve eğitim almaları
gereken zamanlarını annelerinin koğuşunda, çeşitli suçlardan mahkum, yetişkin
kadın koğuş arkadaşlarıyla geçiren çocukların, bu süreçte yaşadıkları deneyim, hayatlarının
sonraki dönemlerini özellikle ergenlik ve gençlik yıllarını ne yazık ki
derinden etkiliyor. Koğuşlar kalabalık olmasın diye her koğuşa sadece bir
çocuğun konulduğu cezaevi çocuklarının oyuncak ve kendi yaşıtı oyun arkadaşları
yok.
“İçerde
Çocuk Var” projesi ilk adım İstanbul’da Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu’nda atıldı.
Tüm mimari ve inşaat hazırlıkları tamamlanan anaokulunun çok yakın bir zamanda
tamamlanması hedefleniyor. Bakırköy Kadın İnfaz Kurumu tamamlandıktan sonra
Türkiye’de bulunan diğer Kadın cezaevlerine de anaokulu kazandırılacak. Böylece
proje ile cezaevi çocukları, kreş, oyuncak
ve oyun arkadaşlarına kavuşacaklar.
Bağış için ;
COCUK yazıp 4528’ e SMS gönderilebilir.
Banka bağışı için; Vakıfbank Kadıköy Şubesi, Şube kodu
012 Türkiye Çocuklara Yeniden Özgürlük Vakfı (TL)
TR 94 0001
5001 5800 7303 0490 01
Bilgi : Arife Avcu
Çallıoğlu
İletişim Ofisi Halkla
İlişkiler Ajansı
Nisan 16, 2015
Babannem olsa ''Nimetle oyun olmaz'' derdi.

Oğlum 21 aylık oldu ,bir anneyi tatmin edecek kadar yemediği kesin.Emzirmeyi bırakınca sofraya oturup yemek yemeye başlamayacağı da aşikar ,ama gelişimi iyi olduğu için bu konuyu sorun olarak görmektense genele yaymaya karar verdim.Bu konuda yaptığım şey,yemek yeme tercihini ve miktarını bebeğime bırakmak.Bu kulağa çok bencilce geliyor biliyorum ,ısrarcı olduğum zaman anne-bebek ilişkisi samimiyetten uzaklaşacak ve birbirine dayatmalarda bulunan anne oğul olacakmışız gibi hissediyorum.ona biraz yetişkin gibi davranıyorm.Önüne sürekli yeni lezzetler koymaya çalışıyorum .Sunmak benden, yemek yada yememek ondan.Bu tabağımızda yemek yiyen çocuğun annesinin mutluluğunu anlattım, el sürmedi mesala ama ben vazgeçmiyorum her cuma, hafta sonu farklı ne denesem diye düşünüyorum.Farklı lezzetleri keşfetmesini istiyorum ama ısrar etmiyorum. Israr benim oğlumu çıldırtıyor,o yüzden ısrarcı olmamak adına kendime bir tabak yapıyorum ara öğünlerde mesela, o zaten birazdan kedi gibi etrafımda dolaşıyor.Ne yediğimi gösteriyorum şöyle tabağın kenarından.İsterse alıyor istemezse kalıyor.Tabi ben o yıkılışı içime atıyorum içimden koca bir ''tühhh bunu da yemedi ''diye yıkılsamda oğluma bir şey demiyorum oturup kendim yiyorum.
Emiyor olması ikimizin de tek artısı şu anda.Tabi 21 aylık bir bebeğe sadece anne sütü vermek çok büyük yanlış.Hem sütün kalitesi düşük hem de artık farklı yiyecek gruplarına başlamalıyız.Tabak süslemek ,yiyecekleri cazip hale getirmek için bir çözüm olabilir tabiki.:)
Bu yazıyı 20015 nisanında yazmışım.Oğlum şu an 4 ün içinde ve yemek seçmiyor diyebilirim.Her çocuk gibi haşlanmış yumurtayla domates kaldı:).Binlerce şükürler olsun.Bu süreçte beni telkin eden ve bize herkonuda yardımcı olan aileme başta kayın valideme de sonsuz teşekkür ediyorum..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

